İŞ GÖNÜL MESELELERİNE GELİNCE ÇOCUKLAŞAN ENTELEKTÜELLER

İŞ GÖNÜL MESELELERİNE GELİNCE ÇOCUKLAŞAN ENTELEKTÜELLER

Karin Rinaldi’nin hikâyesinden sinemaya uyarlanan “Kördüğüm”, 2. yarıda bizi birden çok sene sonrasına götürüyor. Maggie, John ve Georgette’in hayatlarında önce bölümdekinden bir sürü çeşitli bir rejim vardır çoğalış…. Maggie ise yalnızca seyirciyi değil, John ve Georgette’i de şaşırtacak yepyeni bir tasarı peşindedir. Tasarıları sebebiyle Maggie’yi bir muayene manyağı ya da her istediğine ulaşmaya personel ihtiraslı biri olarak nitelemek kolay değil. O kendine karşın dürüst olmaya personel ve her biri amaçlı en güzel olanı bulmak talep eden biri. Şayet aklı en başında bir erişkin benzeri davrandığı söylenemez. John ve Georgette’in ona yönelik ek olarak

KAPTAN KIRK BUNALIMDA

KAPTAN KIRK BUNALIMDA

Bilimkurgu geleceği fon olarak kullansa da çağımızın sorunlarından beslenen bir tür. AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin uzayın fethi açısından Sovyetler Birliği ile yarışa girdiği senelerde, Amerikan televizyonlarındaki bilimkurgu dizilerinin sayısının artması bir tesadüf değildi. Uzayın keşfine çıkan federasyon gemisi Atılgan, AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin önderliğindeki Hıristiyan Batı’nın vizyonunu temsil ediyordu. Bu Sabah de hal birçok değişmiş değil.
İlk sahnede James Kirk’ü diplomasiden anlamayan, asabi ve agresif bir halka söz anlatmaya çalışırken görüyoruz. Başarısızlıkla sonuçlanan bu müzakerenin sonra Kirk (Chris Pine), yaşamının mananını sorgulamaya başlıyor. bu

Süper muhasebeci

Süper muhasebeci

Başrolünde Ben Affleck’in oynadığı bir hata ve aksiyon filmi meydana gelen “Hesaplaşma”(The Accountant), kudretli zekâsı ve özel yetenekleriyle harika kahramanları aratmayan bir muhasebecinin serüvenlerini anlatıyor.
“HESAPLAŞMA” 4 farklı kanaldan akan öyküsüyle hayli sürükleyici bir film. Ana karakterin de bu sürükleyicilikte mühim bir hissesi var. Filmin odağında öncesinde otistik bir genç, ardından dâhi bir muhasebeci olarak karşımıza çıkan Christian Wolff (Ben Affleck) var. Wolff’un zorluklarla geçtiğimiz çocukluğundan kesitler izler ve yetişkinlikteki dehasına, iş tarzına tanık olurken bir taraftan da FBI yöneticisi Ray King (J.K. Simmons) ile

Hüzünlü bir Noel filmi

Hüzünlü bir Noel filmi

Will Smith, Edward Norton, Kate Winslet ve Helen Mirren benzeri yıldız isimlerin oyun aldığı “Gizli Güzellik” (Collateral Beauty), New York görüntüleriyle dikkat çeken göz yaşartıcı, duygusal bir Noel filmi.
Büyük acılarla başetmeye personel insanlar, Hollywood’un vazgeçemediği konulardan biri. “Gizli Güzellik” de kızını kaybettikten ardından normal yaşama dönmek talep etmeyen bir adamın hikâyesi… Açılış sahnesinde yaşamın mananını “Sevgi, zaman ve ölüm” sözcükleriyle özetleyen Howard (Will Smith) oldukça başarılı bir reklamcı. Yaptığı konuşmada “insanların birbirleriyle bağlantı kurması”nı her şeyin üzerine koyuyor. Ama kızını kaybettikten ardından nedense dediğinin tam tersini inşa ediyor ve etrafındaki herkesle bağını koparıyor…

JARMUSH MUTSUZLUĞUN RESMİNİ ÇİZİYOR

JARMUSH MUTSUZLUĞUN RESMİNİ ÇİZİYOR

Özellikle Paterson ile etrafındaki öbür vatandaşlar arasındaki keskin çeşitlilik film amaçlı mühim. Dostları geçim sıkıntısı, aile dövüşleri ve ayrılığın getirdiği meselelerle uğraşırken Paterson, yalnızca işine, şiire ve eşi Laura’ya (Gülşifte Ferahani) meydana gelen sevgisine odaklanıyor. Paterson şiirlerinin fotokopisini dahi çekmeye yanaşmazken Laura’nın kitap ve gitar seti ısmarlayarak bir folk şarkıcısı olmak istemesi uyarı cazip… Paterson, nesnelerden, tabiattan esin meydan bir şair. Laura ise hanedeki her şeyi bizzat tarzına yönelik kara beyaz dekore eden, pazarda satacağı kekler dahil olmak üzere hayatı- nın her hatıranı tutkuyla şekillendiren enerji dolu, hayalci bir bayan. “Mutlu aşkın filmi olmaz”denir ama Jarmusch “Paterson”da aksini tecrübe ediyor. Farklı kişiliklere sahip Paterson ile Laura arasındaki idrak, sevgi ve tolerans, evlenme terapistlerinin dahi düş edemeyeceği bir seviyede…

Uzayda ‘bizim aile’

Uzayda ‘bizim aile’

Serinin önce filmi, uygunsuz ve yurtsuz 5 tek karakterin bir ekip, ek olarak doğrusu “aile” olmasını anlatıyordu. Yepyeni filmse “aile içi” sorunlar üzerinden ilerliyor. Peter Quill (Chris Pratt), yetim geçtiğimiz yaşamının içsel acılarıyla uğraşırken, Gamora (Zoe Saldana) kız kardeşi Nebula’yla (Karen Gillan) içinde bulunduğu “ezeli rekabet”i çözmeye çalışıyor… Ekibin en arızalı personeli Rocket (Bradley Cooper) mühendisler aracılığıyla yaratılmanın öfkesiyle sıkıntılı aile ilişkilerini dahi kıskanıyor. Şirin Groot çoğalış ailenin bebeği halinde. Drax (Dave Bautista) ise ekibin en huzurlu, içten ve muhabbetli azasi… Peter’ı hırsız olarak yetiştiren “manevi babası”Yondu’nun (Michael Rooker) vicdani sıkıntılarıyla anahtar bir karakter olarak ön saflarda bulunduğu yepyeni

Herkes Okja’nın peşinde

Herkes Okja’nın peşinde

Seyircilerle sinema salonlarında değil, web üzerinden buluşan “Okja”nın Cannes’da ana yarışmaya onay edilmesi polemik yaratmıştı. Ekibinde Tilda Swinton, Paul Dano ve Jake Gyllenhaal benzeri adlara koltuk verici “Okja”, bir çağdaş hayat eleştirisi.
Filmlere yalnızca hanede ulaşabileceğimiz bir geleceği artık düş edemiyorum. 3D filmler ve artık dram dolu bir düşüşe son bulmayan gişe hasılatları, filmleri beyazperdede seyretme bahtımızın ek olarak seneler süresince elimizden alınmayacağını gösteriyor. Ama bu, “ev eğlencesi” piyasasının yepyeni atılımlar yapmasına mani değil. “Netflix filmi” olarak hatıralan “Okja” da bunlardan biri… “Okja”nın asıl ehemmiyeti, “TV filmi-sinema filmi” türündeki ayrımları anlamsızlaştırması… Buna Bağlı Olarak “Okja”ya tartışmaların ötesinde öncelikle bir film olarak bakmak gerekiyor.

Onlar da can taşıyor

Onlar da can taşıyor

Agnieszka Holland’ın yönettiği “İz”(Pokot), bir kasabada işlenen seri cinayetlerin öyküsünü anlatıyor. Film içinde bulunduğu bölgedeki avcılık geleneğine “Onlar da can taşıyor”diyerek itiraz eden Janina’nın başkaldırı duygusuyla öne çıkıyor
İnsanların hayvanlara eziyet çektirmesiyle alakalı haberler, video klipler toplumsal basında kocaman reaksiyon çekiyor. Diğer taraftan, sıradan karşılanan avcılık benzeri sistematik eziyetler de var. Polonya-Çekya hududundaki Klodzko Vadisi’nde geçtiğimiz “İz”, yalnızca avcılığı değil, onun arkasındaki anlayışı de sorguluyor. Öykü, kasabanın dışındaki dağ evinde tek başına hayatını sürdüren İngilizce öğretmeni Janina Duszejko’nun iki köpeğinin kaybolmasıyla başlayıp, gizemli seri cinayetlerle devam ediyor… Olga Tokarczuk’un romanından uyarlanan filmde,

HOLLANDA DEĞİŞİMİ

HOLLANDA DEĞİŞİMİ

Ne olduysa Hollanda karşılaşması sonrasında oluyor. Zira takımımız üst seviye futbol oynayan, Avrupa’nın futbolda laf sahibi bir ülkesi ile dış sahada başa baş, dişe diş bir uğraş gösterdi. Üstelik galibiyeti kaçırdı. Volkan’ın kurtarabileceği bir şut, önündeki rakip futbolcuya çarpınca ağlara gitti. Bu karşılaşmanın tahlili iyi yapıldığında şunu her biri onay edecektir kesinlikle. Dost, “Türkiye olarak futbolda varım. Ben iyi futbol oynuyorum. Hollanda benzeri bir kulübü 50 bin seyircisinin önünde titrettim. Bizimle berabere kaldıkları amaçlı seviniyorlar. Biz bu şampiyonada varlığımızı hissettireceğiz”diyebilmek bir vatandaş olarak, bir sporsever olarak gururlandırıyor, sevindiriyor…

FATİH TERİM PES ETMEZ

FATİH TERİM PES ETMEZ

İşte bütün bu kaos ortamında, umudun tükendiği, her şeyin bir sürü zorlaştığı anda ‘Çılgın Türkler’ meydana çıkıyor. Hollanda mücadeleninden laf ediyoruz. Avrupa Şampiyonası’na teşrif etmek amaçlı uğraş eden Ulusal Takımımız işi baştan iyi tutmayınca kriz mücadeleleri yaşamaya başladık.
Kolay lokma benzeri görünen Letonya mücadelenini ‘rahat kazanırız’ diye düşünüyorduk. Berabere kaldığımız amaçlı sevindik. Sayısız gol fırsatını kullanamayan Milliler, bir çeşitli Letonya kilidini açamadılar. Ya da duvarı aşamadılar diyebiliriz. Buradaki taktiksel yanlışları Fatih Terim Hocam de biliyordur şüphesiz.

Önceki Yazılar